Tarihçe

ANDIRIN BELEDİYESİNİN TARİHÇESİ

Andırın Belediyesi 1925 yılında kurulmuş ve faaliyetine Andırın İlçesinde devam etmektedir.

11780 kilometre karelik bir alan üzerine kurulmuş bulunan Andırın, kuzeyde Göksun ve Saimbeyli; batıda Feke, Güneybatıda Kadirli, güneyde Bahçe ve Osmaniye, güneydoğuda Türkoğlu ilçeleri ile komşudur.2000 genel nüfus sayımı sonuçlarına göre 41.051 kişinin yaşadığı (8.311 İlçe merkezinde) Andırın’ın Yeni Mahalle, Pınarbaşı ve Tufanpaşa Mahallesi olmak üzere üç mahallesi, bir bucak merkezi (Çokak), iki beldesi( Yeşilova ve Geben) ve elli iki köyü vardır.

Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Andırın’da da, Anadolu’nun Türkleştirilmesinden önceki devirlere ait kalıntılar bulunmaktadır.Bizans Dönemi’nden kalma çok sayıda kale mevcuttur. Türkiye’nin en sık kalelik alanının burada olduğunu söylemek, durumu abartmak de?il; bir durum tesbitidir.Bugün Adana Kahramanmaraş sınırnın bir bölümünü oluşturan, Ceyhan ırmağı Keşiş Suyu kavşağından başlamak üzere güney-kuzey yönünde sırasıyla: Kumkale, Anacık Kalesi, Haçtırın Kalesi, Akkale, Azgıt Kalesi, Kaleboynu Kalesi, Kayıranlı Kaleleri, Geben Kalesi ve güzergah dışındaki yerlerde kalan onlarca kale Bizanslılardan kalma, bir kısmı yer yer Selçuklular tarafından onarılmış tarihi kalelerdir. Bu kalelerin karakol görevi yaptığı tarihçilerce de?erlendirilmektedir.

Andırın-Göksün sınırında Fındıklı Kavak denilen mevkide Kızıll Manastır adıyla bilinen bir kilise harabesi, Andırın’ın güneyinde Andırın-Kahramanmaraş-Kadirli kara yolu kavşağından bir gözetleme kulesi, Geben,Keleşli,Karasu ve Merkez Andırın’da kesteller; Beş Bucak’ta Roma Hamamı, Sarımsak dağı eteklerindeki Fenkte kilise kalıntısı vardır.Bunun dışında son zamanlarda yapılan kazı çalışmalar?nda yeni tarihi yerler ortaya çıkarılmaktadır.

ANRIRIN ADININ MENŞEİ

Andırın isminin tarihçesi ile ilgili olarak değişik rivayetler vardır. Bunlardan birincisi ve güçlü rivayet şudur: Osmanlı İmparatorluğu’nun dokuzuncu Padişahı Yavuz Sultan Selim’in 23 Ağustos 1514 ‘te Çaldıran ovasında Şah İsmaili yenilgiye uğratıp geri dönüşü sırasında, İran seferine çağırılmasına rağmen ve ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’na karşı tavır alan Dulkadir Bey’i Alaüddevle üzerine yürüdüğü ve Andırın’ın Akkale olarak bilinen mıntıkasına kadar geldiği, burada kendisini karşılayan Andırın eşrafının gençlerini işaret ederek, “BUNLAR ARASINDAN MEKTEB-İ ENDERUNA TALEBE ALINSIN .” şeklinde, mahiyetindeki zevata emir verdiği, Mekte-i Enderun ‘a ( saray Üniversitesi’ öğrenci olarak gidenlerin izine gelişlerinde, kendilerine Enderunlu denildiği, bunların memleketlerine de ENDERUN denildiği, Enderun kelimesinin halk dilinde söylene söylene “ANDIRAN” ve daha sonralar? da “ANDIRIN” Şekline büründüğü ve ilçenin bugünkü adının buradan geldiği rivayet edilir. ( Ancak Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Seferinden dönerken Dulkadir meselesini ele almış olmasına rağmen, bizzat kendisi gelmemiştir. Çaldıran seferine katılan Şahsuvaroğlu Ali Bey’e, Kayseri Sancagı’nı vermiş ve komutanlarından Hadım Sinan Paşayı ,Şahsuvaroğlu Ali Bey rehberliğinde Dulkadir Bey’i Alaüddevle üzerine göndermiştir. Andırın’a kadar gelen, Mekteb-i Enderuna öğrenci alınmasını emreden kişinin Hadım sinan Paşa olması da muhtemeldir. Diğer taraftan Çaldıran Seferi dönüşünde Alaüddevle’nin kesilen başı Göksun’da, Yavuz Sultan Selim’e iletildiği göz önüne alınırsa , Yavuz Sultan Selim’in Göksun’a, Andırın’dan geçmiş olması güçlü bir ihtimaldir.)

Bir başka rivayette, Rumi 1311 Miladi 1895 yılında Zeytunlu Ermenilerinin Andırın’ı basmaları sonucu Andırın’a gelen Fırka-i Islahatın karargah kurduğu, bugün kışla Bahçesi olarak anılan yerin Güney batısında bulunan ve halen “Enişdibi “diye adlandırılan yere askerlerin “En derin” dedikleri ve “En derin” kelimesinin söylene söylene zamanla Andırın ?ekline dönüştüğü rivayet edilir.

Başka bir rivayet de :Andırın’ın eski yerleşim yerinin Haçtırın olduğu ve buradan Andırın’a dönüştüğüdür.Söylenilen bir başka rivayet ise Kayseri’nin Develi ilçesine bağlı Andırın adıyla anılan bir köy a?iretinin buraya gelip yerleştikten sonra, bu adı almış olabileceğidir.Ancak buraya gelip yerleşen aşiretin kimler olduğu belli olmadığından zayıf bir rivayet olduğunu söyleyebiliriz.